BİR OLAY İKİ ANALİZ
Kategori: Siyaset  |  Okunma: 22  |  Puan: Henüz oy verilmedi  |  23 Kasım 2018BİR OLAY İKİ ANALİZ Geçen gün Cemal Enginyurt’un hükumeti ağır eleştirdiği konuşmasını paylaşmış ve konuşmanın Devlet Bahçeli’nin bilgisi dahilinde yapıldığını iddia etmiştim. Cemal Enginyurt’un açıklamasının üzerinden 1 hafta geçmeden, yerel seçimlerde ittifak yapılmama yönünde irade beyan eden Bahçeli ve Erdoğan bir araya geldi ve tekrar ittifak yönünde karar aldılar. Bahçeli, önce Melih Gökçek’i aday yapma teklifini ortaya atarak hükumeti ittifaka devama zorlamayı denedi ancak hükumet bunu iyi bloklayınca bu kez de Cemal Enginyur’u konuşturarak “Eğer bizim istediğimiz şartlarda ittifak yapmadan seçime girerseniz yapacağımız muhalefetin şiddetini gördünüz” diyerek bir nevi ikinci ve daha etkili tehdit/şantaj/kozunu sahaya sürdü. Cemal Enginyurt’un konuşması Ak Parti cephesinde ciddi bir kaygıya sebep olmuş olacak ki üzerinden bir hafta geçmeden Bahçeli ve Erdoğan bir araya gelerek ittifak yönünde açıklama yaptılar. Cemal Enginyurt’un “Biz muhalefet yaparsak böyle yaparız” tarzındaki hükumeti tekrar ittifakı zorlaması birinci analizim. İkinci analizim ise hükumetin ittifak benim ise koalisyon dediğim MHP-AKP birlikteğinin, “koalisyonlar dönemini bitirecek,beka tehditimiz son bulacak, dünyayı ters köşe yapacağız, tekrar Osmanlı gibi güçlü Türkiye olacağız” diye Başkanlık Sistemi referandumunda milleti EVET demeye ikna gerekçelerinin bir bir boş laftan ibaret olduğunun ortaya çıkması! Başkanlık Sistemi’ne ilişkin Anayasa değişikliği için “dağ fare doğurdu, böyle anayasa değişikliği ile ülke idare edilemez, sıkıntılar baş gösterir; bu anayasa değişikliği ile koalisyonlar dönemi kaçınılmaz olur, sistem değişikliğine daha geniş kapsamlı ve birçok şey bir arada düzenlenerek gidilmeli (Siyasî Partiler Yasası gibi, Özgür Basın gibi, güçlü STK’lar gibi, denetleme mekanizmaları oluşturulmalı gibi…) dedik. Biz bunları dedikçe bize “Bekamız için EVET” dendi; içi doldurulmayan bu slogandan gayrı da bişey denmedi… “Koalisyonlar dönemi bitecek mi” dendi… Evet o da söylendi ama Başkanlık Sistemi’ne geçtiğimizden beri ülke AKP-MHP koalisyonu ile yönetiliyor. Çünkü yeni sistem bunu dayattı; bundan MHP de özellikle AK Parti de rahatsız ama oldu bi kere! Nedense son yıllarda ülkemizde her şey bir anda oluveriyor ama sonrası “kandırıldık, yanlış oldu, bunu düşünmemiştik, bize dayatıyorlar” diye iş işten geçtikten sonraki pişmanlık sözleri duyuyoruz. Kim ne derse desin, şu an ülke büyük bir çıkmazda; ekonomik çıkmazda, siyasî çıkmazda, Millî Güvenlik çıkmazında, toplumsal barış çıkmazında, Dış Politika çıkmazında, Eğitim-Öğretim çıkmazında… Hep çıkmazda ve Ak Parti’liler dahil bu çıkmazı kabul ediyorlar ve nasıl bu çıkmazdan feraha kavuşacağımız konusunda kendilerinden emin çözüm ortaya koyamıyorlar. Çünkü ülkenin üzerinden 18 yıl boyunca FETÖ musibeti geçmişti, Ortadoğu’da sınırlar yeniden çiziliyordu, iç güvenliğimizi de tehdit edecek sınırlarımız dışında gelişmeler yaşanıyordu. Tüm bu kritik süreçte en yapılmaması gerekeni yaptık; toplumsal uzlaşı ve Millî Mutabakat ile hareket etmemiz gerekirken; önemli kararlar Meclis tarafından gündeme getirilip tartışılarak kararlar almamız gerekirken Meclis’i ve denetleme mekanizmalarını devre dışı bırakacak, dar bir kadro tarafından hatta bir parti tarafından hatta tek kişinin iradesi ile yürüyen bir parti tarafından ülkenin yönetilmesi yönünde Başkanlık Sistemi değişikliğine gittik. Bu Başkanlık Sistemi de dünyada benzeri görülmemiş bir Başkanlık Sistemi oldu; adına da Türk Tipi Başkanlık Sistemi dedik. Bahçeli Cumhurbaşkanlığı Sistemi diyerek kendi istediği sistem değişikliği olduğuna kendini ve seçmenlerini inandırmaya çalışsa da Ak Parti de MHP de Başkanlık Sistemi yönündeki Anayasa değişikliği ile ülkeyi zor günlerden geçerken daha da zor, çıkmaz sokaklara sürüklediler. Şu anda, bugün geldiğimiz nokta görülerek yeniden Başkanlık Sistemi değişikliği seçmenin önüne gelse, EVET oyu %25 dahi çıkmazdı. Dedim ya Ak Parti ve MHP yani koalisyon ortakları da dahil tüm muhalefet ülkenin bir çıkmazda olduğunu ve çıkış yolu arandığını kabul etmekte. Ben kendimce çıkış yolu önerimi sunayım: 1-Parti üyelerinin kullandığı oylarla partilerin milletvekili adayları belirlenecek düzenleme yapılsın, 2-Bu düzenlemeden 3 ay sonra seçim yapılsın, 3-Seçimle kurulacak Meclis’e tek bir görev verilsin; “¾ çoğunlukla kabul edilmiş bir Anayasa’yı hazırlayın ve onaylayın. 6 ay içerisinde bu yeni anayasaya göre kanunları ahenkleştirin. Anayasayı onayladıktan 9 ay sonra da yeni sisteme göre seçim yaparak Meclis’i yenileyin” Göreceksiniz ki halkın geniş desteği ile Meclis’e gönderilen bu özgür vekiller tekrar Parlamenter Sistemi getirecek, Hükumeti denetleyecek mekanizmaları kurumsallaştıracak, Yasama-Yürütme-Yargı arasında denge kuracak…” Türkiye’nin içine düştüğü her alandaki girdaptan kurtuluşunun tek çaresi özgür iradesi ile hareket eden milletvekillerinden oluşan Meclis’in hazırlayacağı yeni bir anayasadır! Çıkmazdan kurtuluşun temel hamlesi yeni anayasadır, gerisi teferruat! Cemal Enginyurt’un konuşmasından girip, hükumete ittifak şartları dayatmak için koalisyon ortağı MHP’nin oyunu dedim; buradan da koalisyonlar dönemini bitirecek denilen Başkanlık Sistemi referandumunda EVET demenin ülkeyi çıkmazlara sürüklediğini ve artık bu çıkmazdan bir an önce kurtulmamız gerektiğini aksi halde Bekamızın asıl bu çıkmazlarda tehdit altında olduğunu anlatmaya çalıştım. Ve bence Ak Parti bir gün şöyle bir açıklama yapacak “Bizi çok kez kandırdılar ama en büyük, en hayatî kandırılmamız ülkeyi Başkanlık Sistemi’ne götürmek oldu” diyecektir. Referanduma giderken “Bu Ak Parti’ye ve ülkeye kurulmuş tuzaktır” diye yırtınmamız boşuna değildi! Av.Mustafa Özdemir

Bu Yazıyı Oylayın: 

Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış